Loading...
Sokaktan hikayeler

En iyi sokak fotoğrafımı çektim

Zaman Tüneli
Evet haklısınız… ¨en iyi fotoğraf henüz çekilmedi¨, bence de çekilmedi ama bu fotoğraf sokak fotoğrafçılığına dair beynimin kıvrımları arasında dolaşan ne varsa hepsinin özeti oluverdi. Öncelikle ‘eee… ne var ki bu fotoğrafta’ diyen değerli fotoğrafçı arkadaşlarım; az sabrınızı ve ilginizi rica ediyorum yazının tamamını okuyana kadar.
FonSokak Grubunun toplantısı için akşamüstü Kadıköy’den vapura binip Karaköy’e geçecektim. Bir tarafta elimde telefon e-kitap okuyordum, boğazın biraz insanın içine işleyen sert rüzgarı ve birkaç dakika öncesinde tanıştığım Mehmet Ali’nin sohbeti kitaba baskın çıktı. Bir taraftan sohbetin keyfi, öte yandan asırlara meydan okuyan duruşlarıyla İstanbul’un sembolleri Sultanahmet Camii, Ayasofya, Topkapı Sarayı ile sessiz selamlaşmalarım içinde vapur Karaköy İskele’ye yanaştı hatta son seferi olduğu için park etti. Mehmet Ali ile binlerce yıl öncesine dayanan dostluğumuzun samimiyetinde kucaklasıp ayrıldık. Elimde fotoğraf makinası yürümeye başladım. İşte tam o sakin adımlarımın gittiği yerde fotoğraf, fotoğrafım karşımdaydı. Adeta haykırıyordu ‘o an’ 3-5 metre öteden; ‘daha ne bekliyorsun çeksene işte! buradayım!…’ ve çektim… 2 kare.
Fotoğrafta 2 yaşlı adam Ziraat Bankası binasının önündeki panolarda yer alan fotoğraflardan birinin önünde konuşuyorlardı. Biri diğerine o fotoğrafın neresi olduğunu, orada zamanında olan başka mekanların ismini de söyleyerek gösteriyordu. Muhtemelen 50’li belki de 60’lı yıllardan bir fotoğraf. Günlük hayata kadraj atmış fotoğrafçı, biraz da estetik kaygılarla kompozisyonunu yapmış ve çekmiş. Bugün 2020’deyiz. O zamanın çocuğu ya da ergeni olan 2 yaşlı adam o fotoğraf üzerinden İstanbul’u, hatıraları konuşuyor. fonda iyice gerilerde Süleymaniye Camii’nin silüeti tüm ihtişamıyla Ahmet Haşim’in şiirinin kızıllığında bir İstanbul akşamını selamlıyor.
Şimdi fotoğrafın çekildiği zamana dönelim. Fotoğrafçı için fotoğrafik olarak hoş görünen herhangi bir İstanbul günüydü muhtemelen. Bir sipariş üzerine, o günü anlatmak üzerine ya da belki sadece keyfi olarak çekilmişti fotoğraf. O caddelerden, meydanlardan geçen herhangi birinin her gün görebileceği manzaralardan ya da klişe kadrajlardan biriydi. Şehrin normali, olağan duruşunun bir anıydı. Oysa zaman tünelinden geçiverince şimdi iki eski ahbabın maziye heyecanla baktıkları bir başka gerçekliğe dönüşüvermişti.
Sokak fotoğrafıyla ilgili heyecanımı, isteğimi, neden yaptığımı hep şöyle özetledim;
‘değişen, dönüşen, evrilen -iyiye ya da kötüye- şehrin bu hallerine küçük görsel notlar düşmek’
bir şekilde fotoğraflarıma, yaptığım işe ilgi gösteren, destekleyen, değer veren herkese yürekten teşekkür ederim ancak küçük de bir itirafım var. Ben bu fotoğrafları sizin bugünkü haliniz, bakışınız için çekmiyorum. Bu fotoğrafları 10 yahut 15 sene sonraki haliniz için, şu anın çocukları, henüz doğmamış insanlar için çekiyorum. Onlar da görsünler Galata Köprüsünü bugün gördüğümüz gibi, balıkçıları tanısınlar; dünyada böyle bir köprü üzerinde balık tutan ve emsali çok az olan olta balıkçılarını, Boğaziçinin nazlı beyaz kuğuları; vapurları görsünler, martıları nasıl simitle beslediğimize gülsünler. Bazen Cankurtaran’a, Kadırgaya doğru fotoğraflarımda yürüsünler, Eminönü meydanının kestanecilerini tanısınlar.
Fotoğrafçının ismini boşversinler, ama İstanbul’u benim fotoğrafladığım gibi de görsünler, bilsinler.
işte sözün özü; en iyi fotoğrafımı çektim şu ana kadar olanlar arasında. Var olan bir zaman tüneline kadraj attım ve bu fotoğrafa yıllar sonra bakanlar önce 2020’ye dönecekler, oradan da adamın işaret ettiği 50’li, 60’lı yıllara. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde…
Zaman Tüneli
en iyi sokak fotoğrafım – Sony A7iii 24mm f:2.2 1/400s iso100
2 comments
  1. İlker Avcı

    Merhaba Hakan Hocam,
    yalan yok yazınızı okuyunca çok duygulandım. Günümüzde insanların kamera gördüğünde kaçtığı günlerde keşke bizleri de fotoğraflayıp yaşadığımız anları ileriki yıllara taşıyacak birileri olsaydı. Bana göre bir insan için iyisiyle kötüsüyle yaşayan tarih olmak ne kadar güzel bir durum. İnsanlar sokak fotoğrafçılarına bu gözle baksalardı, kimse kameradan kaçmadan kendini tarihe bağışlardı. Enfes bir yazı enfes bir duygu yoğunluğu buram buram kokan tarih… Emeğinize sağlık. İzninizle biz sokak fotoğrafçılarına bakışı değiştirmek adına sizin imzanızla bu yazınızı paylaşmak istiyorum.

    1. hakanyasar

      Bu samimi yorumun için çok teşekkürler kardeşim. Elbette paylaşabilirsin, benim için de büyük mutluluk olur.
      Sevgiler,
      Hakan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Scroll Up